Asılı evrakta yazmışlar kalemi   Hakkın kelamına sırda düş oldum   Yüz dört kitabı okuttular bir anda   Bir kenara kayıt ettiler eş oldum   

HANCI PERVANE
EHLİBYTTEN YETKİLİ

SITKI PERVANE


1865 – 1928 Yılları arasında yaşamış olan Âşık Sıtkı Baba (Pervane) Tarsus’un Yenice köyünde doğmuştur. Asıl adı Zeynel Abidin’dir.
Sıtkı Baba on iki yaşlarında Hacı Bektaş kasabasına varıp Bektaşi Şeyhi Feyzullah Efendi’nin dergâhına girmiştir. Saz çalmakta ve şiirler söylemekte olan Sıtkı Baba’nın o dönemlerdeki mahlası Pervane olup Sıtkı mahlasını daha sonraları almıştır. Sıtkı Baba ile ilgili bilgiler birçok kaynaklarda yer almaktadır. Onun eserleri ve hayatı hakkındaki yazıları içeren kitaplar yayınlanmıştır.
Benim bu yazımda değineceğim asıl husus merhum Ali Ekber Çiçek’in yıllarca söylediği ve Türk halkına sevdirdiği büyük bir eser olan, büyük bir makam içeren HAYDAR türküsüdür. Bu türkü, Âşık Sıtkı Baba’ya ait dokuz kıtalık bir şiir/türküdür. (1)
Âşık Sıtkı Baba’nın bu şiiri NURA DÜŞ OLDUM ayağıyla yazılmış olup birinci kıtası “Çatılmadan yerin göğün binası/Muallâkta iki nura düş oldum/Birisi Muhammed birisi Ali
Lahmike lahmi de bire düş oldum” dizeleriyle başlamaktadır. Alevi/Bektaşi düşüncesiyle yazılarak türküleşmiş bu şiir yazıldığı tarihten bu yana sevilerek okunmuş ve türkü olarak günümüze kadar dinlene gelmiştir.
Bu eserin sevilmesinde ve popüler olmasında en büyük katkıyı merhum Ali Ekber Çiçek yapmıştır. Ali Ekber Çiçek, Âşık Sıtkı Baba’nın NURA DÜŞ OLDUM ayaklı şiirine ezgisinde eklediği Haydar, Haydar, Haydar söyleminden dolayı HAYDAR adını vermiştir.
Merhum Ali Ekber’in söylediği türkü şu sözlerle başlamaktadır:

“On dört bin yıl gezdim pervanelikte,
Sıdkı ismin duydum divanelikte.
İçtim şarabını mestanelikte,
Kırkların ceminde dara düş oldum.
Kırkların ceminde
Haydar, Haydar Haydar Haydar,
Haydar Haydar Haydar Haydar,
Haydar, dara düş oldum.” (2)
Oysa Âşık Sıtkı Baba’nın şiirinde geçen bu kıta şiirin sekizinci kıtasıdır. Ama Ali Ekber Çiçek bir yanlışlık sonucu şiirin sekizinci kıtasını türkünün başlangıç kıtası olarak okumuştur. Bu kıtayı okurken de “Sundular aşk meyin mestanelikte” mısrasını değiştirerek “İçtim şarabını mestanelikte” şeklinde söylemiştir. Her şiir türküleşirken birinci kıtasıyla türküleşmeye başlar. Şiirin birinci kıtası ise “Çatılmadan yerin göğün binası/Muallâkta iki nura düş oldum” diye başlamaktadır. Ali Ekber Çiçek’in birinci kıta olarak okuduğu sekinci kıtada ki birinci mısra “On dört bin yıl gezdim pervanelikte” değil, doğru olarak “On dört yıl dolandım Pervane’likte” şeklindedir. Burada vurgulanmak istenen şu ki Âşık Sıtkı Baba “Sıtkı” mahlasını almadan önce “Pervane” mahlasıyla şiirler yazmıştır. Bunu tam “On dört yıl” sürdürdüğünü ve ikinci mısrada “Sıtkı ismin buldum divanelikte” diyerek Sıtkı mahlasını aldığını kendisini açık olarak ifade etmiştir.
Ali Ekber Çiçek’in türküde devam ettirdiği ikinci kıta ise şöyledir:

“Güruhu naciye özümü kattım
Âdem sıfatında çok geldim gittim
Bülbül oldum firdevs bağında öttüm
Bir zaman gül için zara düş oldum
Bir zaman gül için
Haydar, Haydar Haydar Haydar,
Haydar Haydar Haydar Haydar,
Haydar, dara düş oldum”(3)

Türkünün bu kıtası dokuz kıtalık şiirde beşinci kıta olarak geçmektedir. Şiirde ki sözler şöyle:
Ben Âdem’den evvel çok geldim gittim
Yağmur olup yağdım ot olup bittim
Bülbül olup firdevs bağında öttüm
Bir zaman gül için hara düş oldum”

Türküde geçen “ Güruhu naciye özümü kattım” mısrası asıl şiirde yoktur. İkinci mısra olan “Yağmur olup yağdım ot olup bittim” mısrası da türküde söylenmemektedir.
Daha önemlisine gelecek olursak, Âşık Sıtkı Baba’nın mahlasını kullandığı son kıta Ali Ekber Çiçek’in söylediği türküde yer almamaktadır. Oysa halk şairleri türkülerini yaparken başlangıç kıtası, orta kıta ve son kıtayı birlikte söyler, söyledikleri türkünün altına kullandıkları mahlas ile imzalarını atmış olurlar. Bu da söylenen eserin kime ait olduğunu belirler.
Merhum Ali Ekber Çiçek yöresi Erzincan olan bu türkünün derlemesini yapmış ve halk müziğimize kazandırmıştır. Ancak bunu yaparken yanlış ve noksan olarak yapmıştır. Bu da eserin Âşık Sıtkı Baba’ya ait olup olmadığı hususunu gölgelemiştir.
Ali Ekber Çiçek’in derleyerek müziğimize kazandırdığı “Haydar Haydar” ismiyle ünlü bu türkümüzün bundan sonraki yorumcular tarafından yanlışsız ve noksansız olarak başlangıç, orta ve son kıtalarıyla okunmasını ve notaya alınmasını diliyorum. Böyle okunduğu vakit bu büyük ve güzel türkünün sahibi olan Âşık Sıtkı Baba’nın da ruhu şad olmuş olur.



Nura Düş Oldum/Haydar Haydar

Çatılmadan yerin göğün binası
Muallâkta iki nura düş oldum
Birisi Muhammed birisi Ali
Lahmike lahmi de bire düş oldum

Ezdi aşkın şerbetini hoş etti
Birisi doldurdu biri nuş etti
İkisi bir derya olup cuş etti
Lâl ü mercan inci dür’e düş oldum

Ol derya yüzünde gezdim bir zaman
Yoruldu kanadım dedim el’aman
Erişti carıma bir ulu sultan
Şehinşah bakışlı ere düş oldum

Açtı nikabını ol ulu sultan
Yüzünde yeşil ben göründü nişan
Kaf u nun suresin okudum o an
Arş-Kürs binasında yâre düş oldum

Ben Âdem’den evvel çok geldim gittim
Yağmur olup yağdım ot olup bittim
Bülbül olup Firdevs bağında öttüm
Bir zaman gül için hara düş oldum

Âdem ile balçık olup ezildim
Bir noktada dört hurufa yazıldım
Âdem’e can olup Sit’e süzüldüm
Muhabbet şehrinde kâra düş oldum

Mecnun olup Leyla için dolandım
Buldum mahbubumu inandım kandım
Gılmanlar elinden hulle donandım
Dostun visalinde nâra düş oldum

On dört yıl dolandım Pervane’likte
Sıtkı ismin buldum divanelikte
Sundular aşk meyin mestanelikte
Kırkların ceminde dara düş oldum

SITKI’yam çok şükür didare erdim
Aşkın pazarında hak yola girdim
Gerçek âşıklara çok meta verdim
Şimdi Hacı Bektaş Pir’e düş oldum

HANCI PERVANENİN AYNI FORUMDAKİ BEYİTİ

438.HANCI PERVANE
Hele gül açtım güle düş oldum
Mehrabı beraber çara düş oldum
Akıl yetmez bu feleğin
Zevki sefasının verdiği bana
Befasız oy ben  yara düş oldum
ar beni  yar beni beni

 Ah hele hep aldımda kendim suyumu
Abu zemzem aldık payını
Abu hayat abu kevser yayını
Ana sırdan anasıra dara düş olduk
Yar beni beni var beni sar beni beni

 Künd ettim akılım terazi başı
Vefasız dünyaya geldim ben  karşı
Erenlermi yüklemedi gönlüme buldum bir uzun çarşı
Dahi zamanında ırkara  düş oldum
Var beni beni didarı beni nazlı yarınan

 Tevekkil ettim ırkarınan ementiye yakın
Hancı Pervane zamana bakın
Ah hele  tah ezelden ya hu mehraba çıkın
Akıl fikir derler didara düş oldum
Yar beni beni ölürem beni beni kaş eyler

Ah hele toprak mücevherdir baş eyler
Ah hele zarasızı yoktur bir irkara düş oldum
Hancı derler ağlar benim adıma
Çok çabalamadım girem yarın
Koynuna alam terin muradıma
Akıl fikir ayanda oy bir perdeyi bir  zara düş oldum
Zara  düş oldum yar beni beni çar anasır şeşdir beni

 Minazah eyledim bende havayı oy  havasa
Kalbim ticaret eyledi haslar da hasa
Evliya evliya türlü libasa
Ah hele anasırdan bir çara düş oldum
Yar beni beni ölürem beni

 Akıl fikir  zamanında fird  bir doldu
Badeyle yahu rengi doldu
Dolu içtim yahu ırkar oldu
Böyle bir zöhre yara düş oldum
Var beni beni ben de Hancıyım

 Kapısı yok baçası yok nişancıyam
Kapısı hacetten yirmibirinci noktada Irkar bağladık
Anasır didarda hemen çevre yanım çağladı
Yönüm haydara düştü ırkar bağladım
Böyle bir ırkara düş oldum
Yar beni beni Hancıyım giderim hey

 

 Yüküm mergun eyler ticaretim hal
Yarabbi bu sevdayı ihtiyarlıkta kaldır bir zaman var
Vucutum şehrinde ne olur tavayı fehm eder zeminden ırkar
Arşın payı  libası oy  didara düş oldum
Yar beni beni efendim beni

 

şükür olsun yaradana güzel terfi alanı gördüm rahmet deryasından yudum almış ilim soranı gördüm